Sayfalar

Bu Blogda Ara

Kıssadan Hisseler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kıssadan Hisseler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2009 Cuma

DÜNYAYI İĞNE DELİĞİNDEN GEÇİRMEK


Hazreti Musa Allah'ın huzuruna çıkmak üzere yola çıkmış bir orman yolunu tutup gidiyormuş biraz ormanın ilerisinde orta yaşlarda bir köylüye rastlamış köylünün sırtında ormandan topladığı çalı çırpı varmış yükü bayağı ağırmış Hazreti Musa'yı görünce:



Ey yabancı sen kimsin nerden gelip nere gidiyorsun, böyle işsiz bucaksız ormanda senin işin ne demiş.


Hazreti Musa ise kendisinin Peygamber olduğunu ve Allah'ın huzuruna çıkacağım demiş.


Köylüde Hazreti Musaya Musa senden bir ricam olacak demis. Buyur demiş, Hz. Musa (a.s)...


Allah-u Tealaya söylermisin bana bir eşek versin benim yaşım bayağı ilerledi artık yük taşıyacak dermanım kalmadı paramda yok ki kendime bir eşek alayem demiş.


Hazreti Musa ise olur söylerim demiş ve oradan ayrılıp yoluna devam etmiş.


Aradan bir kaç gün sonra Hazreti Musa'nın yolu bir köyden geçiyormuş ve köyün içinde bir evin kapısını çalmış kapıyı bir kadın açıvermiş ve Hazreti Musa Tanrı misafiri kabul edermisin diye sormuş. Kadın da hiç tereddüt etmeden kabul edivermiş.


Hazreti Musa ise kadına sormuş:


- Senin erkeğin yok mu demiş. Kadın da kocasının öldüğünü söylemiş ve bir tek oğluyla yaşadığını söylemiş oğlunun ise eve alış-veriş yapmak için şehre gittiğini söylemiş birazdan gelir demiş.


Neyse kadın sormuş Hazreti Musa'ya: Sen kimsin nerden gelip nereye gidiyorsun demiş.


Hazreti Musa ise kendisinin Peygamber olduğunu Allah-u Tealanın huzuruna çıkmak için yola çıktığını söylemiş. Kadın bu sözleri duyunca ya Musa demiş benim sana bir malumatım var demiş. Buyur demiş Hz. Musa (a.s)...


Kadın başlamış anlatmaya ben Allah'a karşı çok büyük bir günah işledim demiş. Allah'ın huzuruna çıkınca söylermisin benim yaptığım günahtan dolayı af edermi demiş. Ben kendi öz oğlumla zina yaptım çok büyük bir günah işledim demiş Hazreti Musa ise olur söylerim demiş.


Hazreti Musa tekrar yola çıkmış ve hemen köyün çıkışında üç beş kişi kadar adam görmüş bunlarin hepsi de fitil gibi sarhoşmuş. Sadece bir tanesi yarı ayık yarı sarhoş kafayla Hazreti Musa'yı görünce sormuşlar:

- Ey yabancı nereye gidiyorsun?

Hazreti Musa ise kendisinin Peygamber olduğunu ve Allah'ın huzuruna çıkmak için yola çıktığını söylemiş.


Sarhoşlarda bunu duyunca iyi bizden de selam söyle demişler. Hazreti Musa ise olur söylerim demiş ve ayrılmış ordan.


Sonunda Hazreti Musa Allah'ın huzuruna çıkmış Allah-u Teala Hazreti Musa'ya şartlarını bildirdikten sonra daha Hazreti Musa lafa girmeden Allah-u Teala anlatıvermiş.


Ya Musa birincisi o Ormanda gördüğün köylüye söyle bana Dua etsin ve duasının sonunda komşusuna iki eşek istesin ben ona bir eşek vereceğim demiş.


O dul kadına da söyle bu sır Benim Senin ve Kendisinin arasında kalması ve kimseye anlatmamak şartıyla onu affediyorum demiş.


O sarhoşlara gelince onlara söyle Allah'ın işi var, dünyayı iğnenin deliğinden geçiriyormuş dersin.


Bu sözleri Hazreti Musa aldıktan sonra tekrar dönüvermiş.


Dönüşte köye girmiş ve o kadının evini çalmış kapıyı açan dul kadın Hazreti Musa'yı karşısında görünce ne oldu demiş. Hazreti Musa ise;


- Bu sır Allah'ın senin ve benim! aramızda kalmak şartıyla kendisinin yaptığı o günahı af ettiğini söyledi dedi.


Hazreti Musa oradan ayrıldi Hazreti Musa oradan ayrılır ayrılmaz kadın hemen koşu vermiş komşularına ve başından geçen tüm olayları anlatıvermiş ben zina yaptıydım Allah beni af etmiş demiş.


Sonra Hazreti Musa O sarhoşları görmüş ve Musa'yı karşılarında görünce ya Musa demişler ne oldu bizim selamımızı söyledin mi? demişler.


Hz. Musa (a.s); Evet söyledim, demiş.


Peki bizim selamımızı alınca sana ne dedi demişler. Hazreti Musa ise sizlerin selamını söyleyince Allah (c.c) da bana Allah'ın işi varmış, Dünyayı iğnenin deliğinden geçiriyormuş de, dedi.


Sarhoşlar bu sözü duyunca hayretler içerisinde cevap verdiler kendisi Allah değil mi her şeyi yapmaya kadir değil mi ne isterse o olur dediler. Tabiki dünyayı da iğnenin deliğinden geçirir dediler.


Sonra Hazreti Musa o Ormandaki köylüyü gördü köylü Hazreti Musa'yı karşısında görünce:


- Ya Musa Allah'tan benim için eşeği istedin mi? dedi.


Musa ise evet cevabını verdikten sonra, peki ne oldu dedi köylü...


Hazreti Musa ise Sen Allah'a dua edeceksin ve duan bittikten sonra komşuna iki kendine de bir eşek isteyeceksin. Eğer bunları yaparsan Allah sana eşek verecek dedi.


Köylü bu sözleri duyunca hemen başladı ah vah çekmeye nasıl oluyor da Allah bana bir eşek veriyor da komşuma iki eşek veriyor olur mu böyle şey demeye başlıyor... Hem komşum eşek istemedi ki ben istedim eşeği demiş. Kendi kendini yiyip bitirmiş köylü...


Gel zaman git zaman içinde Hazreti Musa tekrar Allah'ın huzuruna çıkmış. Allah-u Teala Hazreti Musa'ya anlatmaya başlamış.


Birincisi git o dul kadına söyle sırrımız benim senin ve kendisinin arasında kalmak şartıyla onu af etmiştim ama o dayanamadı gitti herkese anlattı ve onun benim yanımda ki yeri artık Cehennemdir.


O köylüye de söyle ona artık ne eşek veriyorum ne de onu af ediyorum. O köylü bundan sonra yaşamı boyunca artık sırtında yük taşımakla geçecek ve ölümü ise o yüklerin altında olacak ölünce benim yanımda yeri Cehennemdir. Çünkü o komşusunun hakkını yedi.


Git o sarhoş köylülere de söyle Tövbe etsinler ve bir daha içki içmesinler. Kendilerini af ettim. Onların benim yanımdaki yerleri artık Cennettir. Çünkü onlar benim büyüklüğüme ve bana inandılar.

5 Mayıs 2009 Salı

MUTLULUĞUN SIRRI


Bir tüccar Mutluluğun Sırrı’nı öğrenmesi için oğlunu insanların en bilgesinin yanına yollamış. Delikanlı bir çölde kırk gün yürüdükten sonra, sonunda bir tepenin üzerinde bulunan güzel bir saraya varmış. Söz konusu bilge burada yaşıyormuş.

Bir ermişle karşılaşmayı bekleyen bizim kahraman, girdiği salonda hummalı bir manzarayla karşılaşmış: Tüccarlar girip çıkıyor, insanlar bir köşede sohbet ediyor, bir orkestra tatlı ezgiler çalıyormuş; dünyanın dört bir yanından gelmiş lezzetli yiyeceklerle dolu bir masa da varmış. Bilge sırayla bu insanlarla konuşuyormuş ve bizim delikanlı kendi sırasının gelmesi için iki saat beklemek zorunda kalmış.

Delikanlının ziyaret nedenini açıklamasını dikkatle dinlemiş bilge, ama Mutluluğun Sırrı’nı açıklayacak zamanı olmadığını söylemiş ona. Gidip sarayda dolaşmasını, kendisini iki saat sonra görmeye gelmesini salık vermiş.

’Ama sizden bir ricada bulunacağım,’ diye eklemiş bilge, delikanlının eline bir kaşık verip sonra bu kaşığa iki damla sıvıyağ koymuş. ’Sarayı dolaşırken bu kaşığı elinizde tutacak ve yağı dökmeyeceksiniz.’ Delikanlı sarayın merdivenlerini inip-çıkmaya başlamış, gözünü kaşıktan ayırmıyormuş. İki saat sonra bilgenin huzuruna çıkmış.

’Güzel, demiş bilge, peki yemek salonumdaki Acem halılarını gördünüz mü?

Bahçıvan Başı’nın yapmak için on yıl çalıştığı bahçeyi gördünüz mü?

Kütüphanemdeki güzel parşömenleri fark ettiniz mi?

Utanan delikanlı hiçbir şey göremediğini itiraf etmek zorunda kalmış. Çünkü bilgenin kendisine verdiği iki damla yağı dökmemeye çabalamış, başka bir şeye dikkat edememiş.

’Öyleyse git, evrenimim harikalarını tanı,’ demiş ona bilge. ’Oturduğu evi tanımadan bir insana güvenemezsin.’ İçi rahatlayan delikanlı kaşığı alıp sarayı gezmeye çıkmış. Bu kez, duvarlara asılmış, tavanları süsleyen sanat eserlerine dikkat ediyormuş.

Bahçeleri, çevredeki dağları, çiçeklerin güzelliğini, bulundukları yerlere yakışan sanat eserlerinin zarafetini görmüş. Bilgenin yanına dönünce, gördüklerini bütün ayrıntılarıyla anlatmış.

’Peki sana emanet ettiğim iki damla yağ nerede?’ diye sormuş bilge.

Kaşığa bakan delikanlı, iki damla yağın dökülmüş olduğunu görmüş.

’Peki,’ demiş bunun üzerine bilgeler bilgesi, ’sana verebileceğim tek bir öğüt var:

- Mutluluğun Sırrı dünyanın bütün harikalarını görmektir, ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan...

Gerçek Sofiler


Bir gün Muhammed Raşid Hz.leri ve zamanın Mollası şimdiki zamanın kutbu Seyda Muhammed Konyevi Hz.leri ile otururken bir köyden vatandaşın biri gelir.



Mübareğe köyünde sohbet etmesi için


"Bize bir mürşit gönderinde sohbet etsin" diye mürşit ister. Muhammed Raşid Hz.leri;
"şu gördüklerinden istediğini al onların hepsi mürşittir" der.


Köylü içlerinden bir zatı aldıktan sonra Muhammed Raşit Hz.leri Molla Muhammed(Seyda Muhammed Konyevi Hz.)'e döner ve


"İyi ki mürşit istedi eğer sofi isteseydi ya sen gidecektin yada ben gidecektim" der.


Görüyorsunuz ya asıl sofiler kimlermiş. Bizler ise sadece sofi olmaya çalışıyoruz.


Yine bir gün Muhammed Raşid Hz.leri der ki; "Bizim altı tane sofimiz vardı ve hepsine hilafet verdik" der. Bunların içinde Seyda Muhammed Konyevi Hz.leri ve Abdulbaki Hz.leri de vardır.

Kaynak:hikayearşivi