Sayfalar

Bu Blogda Ara

20 Temmuz 2009 Pazartesi

Seviyorum Rabbim


İnanç Tarihi dersimin öğrencilerinden biriydi Tommy. Uzun saçlı, değişik bir gençti. Sınıfta benimle en çok tartışan öğrenci oydu. Tanrı'ya kayıtsız şartsız inanmayı kabullenmiyordu. Mezun olurken bana imalı, imalı;


- "Günün birinde Tanrı'yı bulacağıma inanıyor musun hocam? " dedi.


- "Hayır" dedim, yavaşça.


- "Yaaa" dedi. "Oysa senin, bu derste Tanrı'yı pazarladığını sanıyordum hocam..."


Kapıdan çıkıp gitmek üzereyken arkasından bağırdım:

- "Tanrı'yı bulabileceğini düşünmüyorum. Ama o seni mutlak bulacak bir gün, eminim." Tommy, omuzunu silkip yürüdü...


Mezuniyetten sonra izini kaybetmiştim ki, acı haberi kendisi getirdi bana...Ölümcül kansere yakalanmıştı. Odama girdiğinde; zayıflamış, çökmüştü... Kemoterapi, o uzun saçlarını dökmüştü... Ama gözleri halâ pırıl pırıldı...


- "Birkaç haftalık ömrüm kalmış hocam" dedi.


- "Sana bir şey sorabilir miyim?" dedim.


- "Tabii" dedi, "Ne öğrenmek istiyorsun?"


- "Sadece 24 yaşında olmak ve ölmekte olduğunu bilmek nasıl bir şey?"


- "Daha kötüsü olabilirdi... 50 yaşında olmak, kafayı çekmek, kadınlarla beraber olmak ve müthiş paralar kazanmayı, yaşamak, sanmak gibi..."


Sonra niye geldiğini anlattı... "Okulun son günü sana Tanrı'yı bulup bulamayacağımı sormuş; "hayır" yanıtını alınca şaşırmıştım. Sonra, "ama o seni bulur" dedin... İşte bunu çok düşündüm. Doktorlar ciğerimden parça alıp kötü huylu olduğunu söylediklerinde; Tanrı'yı aramayı ciddiye aldım birden...


Habis ur, diğer hayati organlarıma yayılmaya başlayınca, sabahlara kadar dualar etmeye başladım... Hiç birşey olmadı. Bir sabah uyandığımda; ilahi bir mesaj alma yolundaki umutsuz çabalarımdan vazgeçiverdim aniden.


Ömrümün geri kalan vaktini; Tanrı, ölümden sonra hayat falan gibi şeylerle geçirmeyecektim. Daha önemli şeyler yapma kararı aldım. O zaman gene seni düşündüm...


- "En büyük mutsuzluk, sevgisiz bir hayat sürmektir, bundan daha kötüsü de bu dünyadan, sevdiklerine "Seni seviyorum" diyemeden gitmektir" demiştin...


Son günlerimi bu eksiği gidermekle harcayacaktım işte... En zorundan başladım... Babamdan...


- " Oğlu yanına geldiğinde; babası, gazete okuyormuş.


- "Baba, seninle konuşmam lazım" demiş Tommy.


- "Peki, konuş oğlum"


- "Yani, çok önemli bir şey..."


Babası, gazeteyi 10 santim indirmiş o zaman aşağı;


- "Neymiş o bakalım?"


- "Baba, seni seviyorum. Bunu bilmeni istedim." Tommy, gülümsedi, arkasını anlatırken... Babasının elinden yere düşmüş gazete... Hayatında hiç yapmadığı iki şeyi yapmış. Tommy'ye sarılmış ve ağlamış...


Sabaha kadar konuşmuşlar. Babası, ertesi sabah işe gitmek zorunda olduğu halde...


- "Annem ve kardeşimle daha kolay oldu" diye devam etti Tommy...


- "Onlar da bana sarılıp ağladılar. Yıllardır bana söylemedikleri, söyleyemedikleri şeyleri anlattılar. Bütün bunları yapmak için bu kadar geç kalmış olmama üzüldüm sadece...


Ölümün gölgesi üzerime düşünce; kalbimi açıyordum, bana, aslında çok daha yakın olması gereken insanlara..." Nefes aldı Tommy..." Bir gün baktım, Tanrı, orada... Hemen yanıbaşımda duruyor... Ona yalvardığım zaman, bana gelmemişti. Onun kendi programı vardı, kendi bildiği gibi yapıyordu. Gerçek olan şu ki, haklıydın... Ben, onu aramaktan vazgeçtiğim halde, gelip, beni bulmuştu."


- "Tommy" dedim. "Sandığından çok önemli şeyler söylüyorsun, tüm insanlığa... Sen, Tanrı'yı bulmanın en emin yolunu anlatıyorsun. Onu, sadece kendine ayırmak, sadece ihtiyaç duyunca aramak işe yaramaz... Ama hayatını sevgiye açarsan o, gelir seni bulur. Bunu anlatıyorsun farkında mısın?"


Devam ettim; "Tommy, bana bir iyilik yapar mısın, bunları gelip sınıfımda da anlatabilir misin?"


Bir gün tespit ettik. Ama Tommy gelemedi o gün... Ölümle hayatı sona ermemişti tabii... Şekil değiştirmiş, büyük bir adım atmıştı sadece... İnanmaktan, görmeye geçmişti...


Ölümünden önce son bir defa konuşmuştuk.


- "Söz verdiğim derse gelemeyeceğim, halsiz ve bitkinim hocam" demişti...


- "Anlıyorum Tommy !"


- "Benim yerime onlara sen anlatır mısın hocam, sen anlatır mısın?


- Herkese, bütün dünyaya, benim için anlatır mısın?"


- "Anlatırım Tommy" dedim. "Anlatırım, merak etme!"


İnsanlara; "Seni seviyorum" demek için, ölümü beklemenize gerek yok, şimdi, hemen şimdi başlayabilirsiniz... Başlayın ki, hayatınız güzelleşsin, zenginleşsin..


Hemen, şimdi başlamazsanız, belki de hiç söyleme şansınız olmayabilir...

16 Temmuz 2009 Perşembe

Evin altından yol geçiyor


Köyün imamı için bir türlü ev bulamadılar, çaresiz işte bu evi yaptılar.
Bursa'nın İnegöl ilçesine bağlı Mesruriye köyünde, imama ev yapmak için yer bulamayan vatandaşların, inşa ettikleri altından yolun geçtiği bina görenleri şaşırtıyor.
İlçe merkezine 30 kilometre uzaklıktaki Mesruriye köyünün muhtarı Selahattin Yılmaz, orman içinde yer alan köylerinde fazla arazi bulunmadığını, bu nedenle vatandaşların ev inşa etmek için ilginç yöntemler kullandığını söyledi.
Köylerine 1983 yılında atanan imama yapılacak ev için de yer bulamayan köylülerin, çareyi köy yolunun üstüne, adeta bir köprü gibi ev inşa etmekte bulduklarını anlatan Yılmaz, ''Köyümüz ormanlık alan içinde olduğu için yerleşim alanı fazla bulunmamaktadır. İmama ev yapmak için büyüklerimiz çareyi yolun ortasına ev yapmakta bulmuşlar. Şu anda köy konağı olarak kullanılan evde imamımız Metin Akbulut ve ailesi yaşıyor. Konağın altında ise muhtarlığımız ve lokalimiz yer alıyor.''

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Anne karnında zafer işareti


İngiltere'nin başkenti Londra’da yaşayan altı aylık hamile televizyon yöneticisi Caroline Barnes, kontrol için hastaneye gitti.

Amacı bebeğinin cinsiyetini öğrenmekti. Doktorlar ultrason çektığı sırada karnında kıpırdamakta olan bebeği orta ve işaret parmağıyla zafer işareti yaptı.



Hastanedeki hemşireler ekranda gördükleri karşısında hayretlere düştü. Ardından da zafer işaretine kahkahalarla güldüler.


(Vatan)

(Bizim zamanımızda bizimkiler ultrasyondan bana baktılarmı bilmem.Ama ben kesin bakmayın diye oramı buramı kapıyor olurdum heralde :) :) )